Ana Sayfa    » DİN    » Pirler ve ziyaretgâhlar   

Pirler ve ziyaretgâhlar

  

Tezepir 
Bir ziyaretgah olan Tezepir camisi Abşeron arazisinde bulunan mimarlık abidesidir. Bu anıt sadece Azerbaycan’ın değil, Kafkasya’nın dini merkezi sayılmaktadır. Kafkas Müslümanları İdaresi burada bulunur. 
Ziyaretgahın tarihi XIV. – XV. yüzyıllara dayanır. Araştırmacılar, caminin derin katman katları altında bulunan türbenin, dönemin tanınmış alimi ve evliyası Ebu Seyyid Abdullah’a ait olduğunu onaylıyorlar. Ziyaretgahın bulunduğu mekan geçen yüzyılın ortalarına kadar “Halifedam” adıyla tanınıyordu. Günümüzde ise bu yer Tezepir Camisi’nin bulunduğu alandır. Ebu Seyyid Abdullah’ın türbesi zaman sürecinde dağıntılara uğramıştır. Fakat pirin saygınlığına inanan insanlar onun tamamen dağılmasına izin vermemişlerdir. 
Ziyaretgah zaman zaman Bakü soyluları tarafından onarılmıştır. 1817 yılında son Bakü hanı Hüseyinkulu Han’ın damadı Kasım Bey camiyi tamamen onarmıştır. İbadetgahın esas inşaası ise XX. yüzyılın başlarında başlamıştır. Caminin restorasyonundan yaklaşık 90 yıl 
sonra zengin müminlerden sayılan Nabat hanım Hocabey kızı Aşurbeyli Rzayeva bir katlı cami binasının yerinde yeni ibadetgahın yapımına başlamıştır. Seyyid Yahya Bakuviʼnin soyundan olan bu kadın sonunucu ziynet eşyasına kadar satıp binayı inşa ettirmiştir. Türbe üzerinde yeni cami inşa edildiğinden halk arasında bugüne kadar da bu yapı Tezepir Camii olarak adlandırılmıştır. Cami Nabat Aşurbeyli Rzayevaʼnın aracılığı ile Ziverbey Ahmedbeyovʼun projesi esasında 23 Temmuz 1905 yılında yapılmıştır. Cami 2007-2009 yılları arasında esaslı şekilde yeniden tamir edilmıştır. 

Bibiheybet  
Burada Şiilikde VII. imam olan İmam Kazım’ın kızı Hazreti Hekime hanımın, imamın iki oğlan ve bir kız torununun mezarı bulunmaktadır. Bu tarihi dini mimarlık abidesi XIII. yüzyılda Şirvanşah II. Ferruhzad bin Akhsitan tarafından inşa ettirilmiştir. Caminin duvarında tarihi olaylar yazılan kitabe bulunmaktadır. Bu kitabede 1281-1282 yıllarında inşa edilen caminin mimarının Mahmut bin Seyyid olduğu kaydedilmektedir. Ünlü tarihçiler Bakıhanov, Beryozin, Dorn ve Khanukov da bu yazıt hakkında yazmışlardır. VII. İmam Museyi Kazım’ın (as) kızlarından Hazreti Hekimehanım Bibiheybetʼde, Hazreti Masume hanım İran’ın Kum kentinde, Hazreti Rehime hanım Bakü’nün Nardaran, Hazreti Leyla Hanım ise Bilgeh köyünde gömülmüştür.
1257 yılında vefat eden Hazreti Hekime hanım hiçbir zaman evlenmemiş, yaşamını kardeşinin çocuklarına adamıştır. Bu caminin adını duyunca herkes, buranın neden “Bibiheybet” adlandırıldığına şaşar. Düşmanlarına haber ulaşmasın diye, Hacı Bedir Hazreti Hekime hanımın asıl adını saklar, ona “biibi” diye hitap eder. “Bibiheybet” - “Heybetin bibisi” anlamına gelmektedir. O, imamın torunlarını ve Hazreti Hekime hanımı skandallardan, dedikodulardan, takiplerden ve zulümlerden korumayı başarır. Hacı Bedir kendi arzusu ile hanımın mezarının ayak tarafında ve yükseklik bakımından düşük bir seviyede gömülmüştür. Bu, onun Hazreti Hekime hanıma olan saygı ve sevgisinden kaynaklanmaktadır. 

Eshab-ı Kehf 
Nahçıvan şehrinden yaklaşık 12 km uzaklıkta yerleşen, İlandağ ile Nehecir dağı arasındaki doğal mağarada ziyaretgah olan Eshab-ı Kehf Arap dilinde “mağara adamları” anlamına gelmektedir. Aynı isimde yer adına Küçük Asya veya Filistin topraklarında rastlandığı hakkında eski dini edebiyyatlarda ve Kuran’da bilgi bulunmaktadır. Kuran’ın “Kehf” (“Mağara”) suresinde yer alan efsaneye göre ise Allah’a inanan gençler takiplerden kurtulmak için bir köpekle birlikte mağarada saklanmışlardı. Allah onları uyutmuş, birkaç yüz yıl sonra uyandırmıştır, fakat gençler kendilerine gelince yabancı dünyayı görüp, tekrar ebedi uykuya dalmışlar. Nahçıvan topraklarında yayılmış olan efsane de yaklaşık aynı içeriktedir. 
Eshab-ı Kehfʼde imar onarım çalışmaları yapılmış, ziyaretçiler için ortam hazırlanmıştır, 13 km mesafede yol yapılmış, cami inşa edilmiş, kitabe konulmuştur. 

Mirmövsüm ağa ziyaretgahı 
Mirmövsüm ağa ziyaretgahı Baküʼnün Şüvalan kasabasında bulunmaktadır. Bu kişinin asıl adı ve soyadı Mirbüyük Ağa Mirabutalıb oğlu Mirmövsümzadeʼdir. Babası Mirabutalıbʼın soykökü VII. imam Museyi Kazıma (as) dayandırılmaktadır. Ulu dedeleri Kerbela’da doğmuştur. XIX. yüzyılın sonlarında Mirabutalıb ağa Azerbaycan’a yerleşmiştir. Ağanın 3 oğlu ve 3 kızı olmuş, oğullarından Mirmövsüm ağa 1883 yılında İçerişehirʼde doğmuştur. Ağa hasta olduğu için kardeşi Gonca Sekine hanım aile hayatı kurmamış, ömrü boyunca kardeşine hizmet etmiştir. İşte kardeşinin vefatına dayanamayan Mirmövsüm ağa da kısa sure sonra, 1950 yılında hak dünyasına kavuşmuştur. Şimdi muhteşem ziyaretgahlardan olan Mirmövsüm ağa ziyaretgahı ziyaretçilerin sığındığı en kutsal yerlerden birisidir.

Gence imamzadesi 
İmamzade, yahut Gök imam türbesi VIII. yüzyıla ait tarihi abidedir. Gence şehrinin en ilginç mimari yapılarından birisi olan bu abide halk arasında Gök kubbe ve Gök mescid (Gök İmam) olarak bilinen İmamzade türbesidir. Anıtın halk arasında bu tür adlandırılması türbe binasının günbezinin gök kaşı örtüsü ile ilgilidir. Caninin temelini oluşturan bu yapı esas bina olmakla birlikte, onun en eski bölümüdür. Günümüzde aşağı küp bölümden yükselen kubbeli bu bina kuşkusuz, bir zamanlar daha büyük alanı kapsamıştır. Türbe daha sonra (muhtemelen XVII. yüzyılda) bir ziyaretgah şeklini almış ve onun etrafında dini mahiyet taşıyan binalar inşa edilmiştir. 

Berde imamzadesi 
Berde şehrinde bulunan İmamzade ziyaretgahında İmam Caferi Sadık’ın (as) kız torunu uyumaktadır. O dönemlerde Abbasi halifelerinin Ehl-i Beyt (as) ailesine yaptığı zulümlerden hicret eden Şehzade İsmail daima Ehl-i Beyt (as) aşığı olan Azerbaycan 
toprağına sığınmıştır. Azerbaycan’ın eski şehirlerinden birisi olan Berde Şehzade  İsmail’in yerleştiği yer olmuştur. O ömrünün sonuna kadar bu ülkede yaşamış ve ölmüştür. XII. yüzyılda İbrahim isimli tüccar halkın bir kabri ziyaret ettiğini görmüş, ilgilendiği zaman ona burada İmam Caferi Sadık’ın (as) kız torunu olan Şehzade İsmailʼin defin edildiği bildirilmiştir. Tüccar kendi hesabına kabrin üstünde çay taşlarından kubbeli ziyaretgah yaptırtmıştır. Ansiklopedide de bu ziyaretgah “Tacir İbrahim” adı ile geçmektedir. 
1868 yılında İmamzade türbesinin 4 minaresi Mimar Kerbelayi Safihan Karabaği tarafından restore edilmiştir. 

Hızır-zinde baba ziyaretgahı 
Bu ziyaretgah Siyezen bölgesi yakınlarındaki yüksek bir dağın başında bulunmaktadır. Bu dağ 124 bin peygamberden birisi olan Hızır-zinde babanın ikametgahıdır. 
Hazreti Babadağ ziyaretgahı yüce bir zirvede yapılmış, yüksekliği 3629 metredir. Bu 
dağın kuzey bölümü Kuba bölgesine, güney kısmı ise İsmailli bölgesine doğru bakmaktadır. 
Hazreti Babadağ ziyaretgahına ziyaretçilerin gelmesi Temmuz ayından başlayarak, Ağustos ayının sonlarına kadar devam eder. 

Şeyh Cüneyd piri 
Bağımsız Safevi devletini kurmak isteyen Şeyh Cüneyd Şirvanşah I. Halilullahʼa yenilerek, 1460 yılında vefat etmiştir. Onun mezarı Kusar ilçesinin Hezre köyünde bulunan pirdedir. Köyün adı muhtemelen Şeyh Cüneyd’in “Hazret” lakabı ile ilgili olarak ortaya çıkmıştır. Erdebil valisi Sultan Şeyh Cüneyd Sefevinin türbesini (h. 951 / m. 1544-1545 yılında) I. Şah Tehmasbʼın emriyle onun veziri Hace Fahreddin Ahmed Ferehani oğlu Hace Ziyaeddin Nizamül-Mülkʼün oğlu Ağa Muhammed yaptırmıştır. Dikdörtgen plana sahip türbe pişmiş tuğladan inşa edilmiştir. Şeyh Cüneyd’in mezarı üstünde çerçeve içerisine alınan sert ağaçtan yapılmış olan sanduka bulunmaktadır. Türbenin üzeri büyük günbezle kaplanmıştır. Türbenin batı kapısında Arapça yedi satırlık nesh hattı ile yazılmış kitabe mevcuttur.

Sultan Baba piri 
Bu anıt Deveçi ilçesi Ukah köyünde bulunmaktadır. Bir zamanlar bu yapının çekilmiş olan  fotoğrafından daha önceleri, belirtilen pirin kapısının üzerinde Arapça süls hattı ile kitabe olduğu anlaşılmıştır. Kitabeden burada sufiliyi yayan toplumun şeyhinin, Ebu Bekir’in türbesinin bulunduğu anlaşılmıştır. Oradaki türbe Sultan Ferruhzad bin Akhsitanʼın zamanında Nasirʼin oğlu Necef Muhammed tarafından (h. 594 /, m. 1197-1198) inşa ettirilmiştir. 

Seyyid Ahmed piri
Seyyid Ahmed piri Lenkeran Astara otoban yolunun sağ tarafında bulunan ormandaki Maşhan köyünün mezarlığındadır. Türbe Sultan Ahmed b. Kerim’e (h. 876 / m. 1471-1472) aittir. “Maşhan” kelimesinin “biz şeyhler” anlamında kullanıldığı için köyün isminin buradaki şeyhlerle ilgili olarak ortaya çıktığı tahmin edilmektedir. 

Babadilim piri 
Kuba kentinin Hapıt köyünde bulunan bu zaviye binasının üzerindeki mevcut olan kitabelerden belli olduğu üzere, burada Şeyh Kamil, Şeyhzade, Şeyh Mir Hacı, Şeyh Said, Şeyh Cami, Şeyh Tahir, Şeyh Cemal, Şeyh Rahim, Şeyh Ağa, Mir Muhammed, Şeyh Şirzad, Şeyh Arif Nuruʼnun oğlu b. Muhammed, Fetelihan, üstatları Cafer ve Şamahılı Haşim çalışmışlardır. Sufilik merkezi olarak bilinen zaviyenin X.- XI. yüzyıllarda inşa edildiği tahmin edilmektedir. 

Alibaba piri 
Bakü’nün 50 kmʼsinde, Hazar’ın doğu kıyısında, Türkan kasabasındaki eski mezarlıkta bulunmaktadır. 
Türbedeki kabrin kitabesinde merhumun adı silinmesine rağmen, halk arasında burada halk yolunda şehit düşen Alibaba adlı kişinin medfun bulunduğu söylenmektedir. Kabri ziyaretgaha dönüşen bu insanın XIII. yüzyılda yaşadığı sanılmaktadır. 

Kara paltar piri 
Buzovna kasabasının Nazranlı mahallesindeki Kara paltar piri Nasrani Behrame Semaverziʼnin adı ile ilgilidir. O, Hicri tekvimle 706 / m. 1306ʼda vefat etmiştir. Bunun benzeri olan anıtlar Abşeronʼun Yeni Surahanı ve Şağan köylerinde de bulunmaktadır. Şağan köyünde bulunan türbe Bulkak (Ebu’l-hak) bin Bulkerarʼa aittir. O, Hicri takvimle 720 / m. 1320-1321ʼde vefat etmiştir. Surahanıʼdakı türbenin bazı yazıları eskiyerek silindiyinden bu kabrin hicri takvimile 803 yılında vefat eden Gerşivezin oğluna ait olduğu hakkında sınırlı bilgi bulunmaktadır. Bu anıtların Hıristiyanlara ait olduğu tahmin ediliyor. Şağan türbesinin içerisindeki taşlar görülmesin diye, yapının kapısı taşla örülmüştür. Buzovnaʼdakı türbenin içerisindeki haçlar ise sıvayla kapatılmıştır. Adı geçen anıtlar tarihi yönden büyük öneme sahiptir. Öyle ki, Alban haçı Kafkasya’da en eski haç sayılır. 

Hanağa piri 
Nahçıvan’ın Ordubad şehrinin Hanağa köyünde bulunmaktadır. Pir binasının duvarındaki yazıttan burada Seyyid Hamid oğlu Seyyid Tahirʼin (h. 707 / m. 1307-1308) ve Şeyh Nureddinʼin oğlu Şeyh İslam’ın (h. 1010 / m. 1601-1602) mezarlarının olduğu anlaşılmaktadır. Araştırmalar sonucunda pirin yerinde daha önce hanegahın (şeyhlerin, dervişlerin ibadet ettikleri yer) bulunduğu düşünülmektedir. Köyün adının da işte bu hanegahlarla ilgili olduğu tahmin ediliyor. 

Düylün piri 
Üzerinde yazılı kitabesi olmadığı için Ordubadʼın Düylün köyündeki pirin tarihi ve burada gömülen kişinin kimliği hakkında kesin bilgi elde edilememiştir. Fakat onun sufi fırkalarından olduğu ve XIV. yüzyıldan önce yapıldığı tahmin ediliyor. 

Seyyid Camaleddin piri 
Lenkeran Astara otoban yolunun üzerinde Pensar (Butasar) köyü mezarlığında bulunan pir, Şeyh Safi Erdebiliʼnin üstadı Taceddin İbrahim’in (Şeyh Zahidin) mürşidi Eynezzaman Camaleddin Gilinʼin adı ile bağlıdır. Buteser ilçesinin Malvan köyünden olan Seyid Camaleddin hayatının büyük bir bölümünü Astaraʼda yaşayıp, sufizmi yaymıştır. 

Babagil piri 
Vaktiyle Gilanʼdan Astaraʼya gelerek, Asnakaran (Demirçiler) köyünde ikamet eden Sultan babanın adı ile bağlıdır. Onun lakaplarından birisi Talışça “Asnakaran”, Farsça “Ahengeran” olmuştur. “Babagil” kelimesinin anlamı ise yerli nüfusun söylediğine göre, “Gilanlı baba” demektir. Sufi şeyhinin asıl adı belli değil. Onun XI. yüzyılda yaşadığı tahmin ediliyor. 

Aza piri 
Pir Ordubadʼın Aza köyünde bulunuyor. Pirin araştırması bir zamanlar burada mevcut olan, XI. – XII. yüzyıllarda Yakın ve Orta Doğu’da yaygın olan Aza kentinin yerinin tespit edilmesinde önemli rol oynamıştır. Ortaçağda bu şehir zanaat, ticaret, üzümcülük ve şerabçılığı ile ünlü idi. Adı geçen şehrin Moğol saldırıları sırasında tarumar edildiği tahmin ediliyor. Aza pirinde mezarı ziyaretgaha dönüşen Mevlana Şemseddin Muhammed defnedilmiştir (h. 892 / m. 1487). Pirin civarında koyun biçiminde üç mezar üstü taş bulunmaktadır. Bunlardan ikisinin kitabesi bulunmamaktadır. Üçüncü kitabeden ise buradaki mezarın Sefer adlı şahsa ait olduğu anlaşılmaktadır. 

Diribaba piri 
Adı geçen pir Mereze topraklarındaki bir kayadaki mağaranın içinde bulunmaktadır. Diribaba Şirvanşah Şeyh İbrahim’in müridi olmuş ve Şeyh olarak faaliyet göstermiştir. Rivayete göre, Diribaba Seyyid İbrahim’in tavsiyesi ile sürekli diz üstü oturup, Allah’a dua ettiğinden, onu ziyaret edenlerin düşüncesinde bu şekilde kalmış ve bununla ilgili olarak pir “Diribaba” adlandırılmıştır. 

Hazreti Şeyh Mansur piri 
Kabalaʼnın Hezre köyünde bulunmaktadır. Buradaki anıtlar XIV. – XVI. yüzyıllara aittir, Şeyh Mansur Şirvanşah I. Şeyh İbrahim’in döneminde (1382-1417) yaşamıştır, Hezre türbelerinin araştırması sonucunda bu yapıların Şirvan Abşeron mimarisi okuluna ait Şamahı ustalarına ait olduğu tespit edilmiştir. Dedegüneş piri Şamahıʼnın Dedegüneş köyünün ormanında bulunmaktadır. Yerel nüfus buradaki mezarı “Piri Sultan Dedegüneş” adlandırmıştır. “Dedegüneş” XII. yüzyılda yaşamış olan alim, tabip ve filozof Kafieddin Ömer ibn Osman’ın lakabıdır. Rivayete göre, Dedegüneş köyünün yakınlarındaki Merhem köyünde bir zamanlar tedavi özelliğine sahip kükürtlü su ve çamur yatakları bulunmuştur. Dedegüneş insanları bu melhemler aracılığıyla tedavi ettiğinden, ona “yerin ve göğün güneşi” denmiştir. 

Ağbil piri 
Kubaʼnın Ağbil köyündeki mezarlıkta bulunmaktadır. Şirvanşah II. Halilullah zamanında yaşayan Şeyh Mezyedʼin, Şeyh Bayazidʼin, sufi Rafieddin ve şehit Şah Murad’ın burada dini faaliyette bulundukları yazıttan anlaşılmıştır. “Şeyh Mezyed” türbesi Sultan oğlu Sultan Halilullahʼın zamanında sufi Rafieddinʼin oğlu Şeyh Mezyedʼin kabri üzerinde (h. 940 / m. 1533-1534) inşa edilmiştir. “Sofi Hamid piri” anıtı Şirvan şehrinde bulunmaktadır. Buradaki türbenin XIV. yüzyıldan önce inşa edildiği tahmin ediliyor. Türbe önünde Sofi Hamit’in birkaç müridinin anıtları de mevcuttur. Sofi Hamit’in Bektaşi tarikatının kollarından birinin şeyhi olduğu sanılmaktadır.

Şeyh Baba piri 
Kabala (Gebele) şehrinin Hemzeli köyünde bulunmaktadır. Pirdeki türbe Şeyh Muhammed’e aittir. Şeyhin vefatı ve pirin inşa tarihi hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Türbenin etrafında XV. – XVI. yüzyıla ait sanduka biçimli hatıra anıtlar vardır. Türbe dini, sosyo ekonomik, politik bir merkez gibi XIV. yüzyılın başlarından itibaren faaliyette bulunmuştur. 

Babaratma piri 
Şeki şehri Babaratma köyündeki aynı isimli pir sahasında  türbe, camiler ve mezarlık bulunmaktadır. Cami türbe binasının yazıtından elde edilen bilgiye göre, buradaki mezar Seyyid Hacı Ağa Muhammedʼe (h. 1005 / m. 1596-1597) aittir. Onun ulu dedelerinden birinin adı Şeyh Dede Mürsel Şeyh Babarta idi. “Babarta” “Baba rıbat” sözünün tahrif edilmiş biçimidir ve “Hanegah şeyhi” anlamına gelmektedir. 

Şeyh Yusuf piri 
Yevlahʼın Arap-basra köyünde bulunan pirde Mevlana Yusuf Efendi b. Muhammed b. Yusuf el-Basrai (h.1324 /, m. 1906) defnedilmiştir. Şeyh Yusuf Hacı Şeyh Yusuf padar Hacı Ali Babaʼnın müridi, o da derviş Evliya Haviʼnin müridi, o da Hacı İsmail Siraceddin Şirvaniʼnin müridi olmuştur. Şeyh İsmail, ayrıca, XIX. yüzyılda Dağıstan’da Çarlık Rusyası’nın sömürgecilik politikasına karşı çevrilmiş halk hareketine öncülük etmiş 
Şeyh Şamil’in de mürşidi olmuştur. 

Piri Merdekan 
Şamahıʼnın güney doğusundaki Gökler köyünde, eski Şamahı – Cevad – Erdebil yolu üzerinde halk arasında “Piri Merdekan” adı ile tanınan dini anıt bulunmaktadır. Buradaki Şeyh Tair Tac el-Hüda Medakani bin Ali’nin medfun bulunduğu türbe (h. 600 / m. 1203-1204) Şirvanşah III. Manuçöhrʼün oğlu Ferruhzadʼın emriyle inşa edilmiştir. Bir süre sonra şeyhin ve türbenin adı tahrif edilerek, “Medakani” sözü “Merdekan” şekline dönüştürülmüştür. “Medek” Güney Azerbaycan’da, Hasanabadʼın 27 km güneydoğusunda yer ismidir. “Ani” ise mekan ekidir.



Oxunub: 108688